kapitalizm

iyi bişeydir. sam amca öyle dedi.

akp nin herkese yararinin dokundugu gercegi

seçim öncesinde rte'nin bir sözünü hatırlatır.

kemal kılıçdaroğlu miting için eskişehir'e gidecekmiş ve akp'nin yaptırdığı hızlı trene binmeyeceğini söylemiş. rte de tarihin en ünlü ayarlarından birini vermiş gandhi kemal'e:

"neymiş ak partinin reklamı olurmuş, elin mahkum. uçağa binsen, bizim yaptığımız piste ineceksin. karayoluyla gitsen bizim yaptığımz duble yollardan gideceksin."

21. yuzyilda 700 bin kisilik ordusu olan ulke

kaynaklarını piç eden ülkedir.

29 temmuz 2011 genelkurmay zirvesinin istifasi

şehit çocukları, kardeşleri asgari ücretle köpek niyetine çalıştırılırken; devletim imkanını, ve halkının vergisini sömüren sivilin de askerin de gelmişini de geçmişini de geleceğini de... çüş yavaş.

kendi ordusunu pasifize eden hukumet

türkiye'nin sorunu kendi ordusunu pasifize etmesi değildir. türkiye'nin sorunu kendi ordusunu hala pasifize edememiş olmasıdır.

bu sivillerdeki militarizm hayranlığına ayrı bi hastayım.

not: eğer başıma kötü birşey gelmeyecekse nato'nun amk..

29 temmuz 2011 genelkurmay zirvesinin istifasi

şimdi istifa deyince duygusal birşeyler oluyor. emeklilik isteme konusunda ısrarla yayın yapan tv kanalları ne yazıkki haklı. hadi silin gözyaşlarınızı. paşalar emekli oluyor. maaşları eşşek gibi çalışan şehit çocuğu pekçok insanın aldığı asgari ücretin yine bilmem kaç katı olacak merak etmeyin. yine devletin tüm imkanlarını neredeyse beleşe sömürecekler. özel araçları, korumaları, lojmanları, yazlıkları yine olacak. çünkü onlar bu ülkeyi kahramanca savundular bugüne kadar!!! ee baba parası değil alın teri!

kendi ordusunu pasifize eden hukumet

çok ilginç şeyler okudum. kah güldüm, kah ağladım*. neyse. vietnamlarda yenilgiyi üstlenen hükümetlerin ordu üzerindeki denetimi ve hakimiyetini emsal alıp, türk hükümetine sorumluluk yüklemek saf bir yaklaşım olur. ya da olmaz. bu bir paradoks. evet. çünkü winston churchill'in en güzel ikinci sözünde söylediği gibi "savaş askerlere bırakılmayacak kadar önemli bir iştir". ama biz bırakmışız. yani türk hükümetleri suçlanacaksa bundan dolayı suçlanmalı, savaşta başarısızlıktan değil.

düşük yoğunluklu savaş.. tabi bu da ilginç bir konu. mesela ingiltere ve ira örnekleri. pkk ile ira'yı aynı kefeye koymak da neyin nesi şimdi? ira'ya karşı örnek olarak verilen dev-sol ya da benzeri yapılanmalar olsa anlarım. ira'nın mücadelesi "düşük yoğunluklu savaş" teorisine hiç uymaz. götümüzden elemet uydurmayalım.

neoottomanlar var birde. yeniosmanlıcılar oluyorlar heralde. ee zavallılar vatanlarından sürgün edilince koskoca şehzadeler sultanlar artık kendilerine ingilizce isim takıyorlar. herneyse. bunların ataları ayastefanos'ta falan yenilgi üstüne yenilgi aldılar. bunun hesabını fena halde vermiştir halka padişah. özyurdundan sürülmüş. daha ne hesabı versin?

29 temmuz 2011 genelkurmay zirvesinin istifasi

şimdi iki gücün mücadelesini görüyorum kendi adıma (kime neyse!). bir taraf askeri oligarşi. kendi halkını devletin üniter yapısı için tehdit gören tek ordu. gerçi başka ordular da var ama onlar kabile devletleri. neyse. diğer taraf devleti oligarşi ve bürokrasiden kurtarma andı içmiş sonradan görme liberaller. samimiyetlerine inancım sıfır. bana göre kendi hanedanlıklarını kurma peşindeler. kısacası, oda aynı bokun laciverti. yesinler birbirlerini dicem, aradan sıyrılacak delikanlı yok. öpüşüp barışsınlar dicem, olmayacak. ne halleri varsa görsünler. zaten iki tarafı da sırtında taşımaya meraklı milyonlarca eşek var.

kendi ordusunu pasifize eden hukumet

şimdi bu mücadelede taraf olmak istemem (gerçi taraf olsam ne olacak!) ama ordusu siyasetten çekilmeme adına kendi yazdığı anayasaya dahi riayet etmiyorsa her hükümet yapabiliyorsa aynını yapmalı. ona bakarsan ülkesi için kendi halkını tehdit gören başka memleket de yok. ya da pardon yanıldım, var. güney asya ve afrika ülkeleri.

tsk'yı savaşamaz duruma getirme amacı gütmek de ilginç bir konu. kime karşı savaşamaz? hangi düşmana karşı? pkk mı? ona karşı zaten savaşamıyor!

unal aysal

galatasaray'ı şikeye bulaştırmayan ve şerefli(!) tarihine leke sürmeyenleri tebrik eden, galatasaray'ın bırak tarihini 1 sene öncesini dahi bilmeyen galatasaray liseli saf başkan. yoksa gs basketbol takımını klüpten aforoz ettiler de bizim mi haberimiz yok?

unal aysal

galatasaray camiası bu adamı adam(!) diye getirdi ama yazık. "fenerbahçe küme düşmesin, 3 sene eksi 15 puanla başlasın" diyormuş. ezikliğin bukadarı. ben bir fenerbahçeli olarak bsg diyorum. galatasaraylı olsam ana avrat düz giderdim.

birlesik fenerbahceliler vakfi

başkanı şahsi menfaatleri uğruna klübüne ihanet edecek kadar adi ("basit" hakaret yok ) bir adamdır.

<bkz: aziz yılmaz>

aziz yilmaz

birleşik fenerbahçeliler vakfı başkanı. ayrıca hain.

başkanı olduğu vakıf ne yapıp edip en kısa sürede bu adamı indirmez ise vakflarının ismini "birleşik hainler vakfı" olarak değiştirmeye davet ediyorum. çünkü bu adamın ve beraberindekilerin fenerbahçeliliğini kabul etmiyoruz.

sozlukte kaliteli erkek yazar olmamasi

böyle bir önerme için sözlükteki tüm erkek yazarlar ile yatılmış olmalı ki, şu aşamada kendi adıma kabullenmem mümkün değil.

konuyu kıçımdan da anlamış olabilirim.

sozlukteki erkeklerin killi cirkin ve gobekli olmasi

<bkz: sen onu kucuk turgut a anlat>

baris ve demokrasi partisi

teröristlerin partisi dicem çok klişe olacak. küfür edecem boşa gidecek. bişey demicem içimde kalacak.

kemal kilicdaroglu

hala seçimin galibi biziz gibilerinden bişeyler söylüyor. bu adamdaki yüz inönü'de bile yoktu yemin ediyorum.

akp ye oy veren insan

istanbul'u ortadan bölüceklerdir. bülücekler de ne olacaktır? bölecek olsalar yine anlıcam da, bölücek olmalarının sebebini anlamakta zorluk çekiyorum.

milliyetci hareket partisi

kısaca mhp. ama siz ona bbg de diyebilirsiniz. zaten reklamın iyisi kötüsü olmaz diyenler genel kurulda bu ismi gündeme getireceklermiş.

kemal kilicdaroglu

kazanacağı tek seçim partisinin genel başkanlık seçimi olan adam.